geriye doğru sayıyorum artık

*tek bir bakışıyla,gülüşüyle hayatına yön veren adamın gidişini beklemek,onu bir daha görmeyecek olman düşüncesiyle kafayı yemek üzere olduğun anda ”bilinmeyen” numaradan gelen telefon.

-eğer kuraların seni bu duruma getirdiyse o kurallar ne işe yarar.

*o’nun sesini bilmiyorsun ki.zamanını hatırlamayacak kadar çok önceden duydun sesini ama kahretsin ki hatırlamıyorsun ve sırf bu yüzden kendinden nefret ediyorsun.

o senin yarım metre arkanda konuşuyor,o an orada ölebilirsin.artık sesini biliyorsun.

”eğer seni kuralların bu duruma getirdiyse o kurallar ne işe yarar.”

*ve son olarak;

dinlerken içim acıyor dediğin şarkıyla aranızdaki mesafeleri yok ediyor bir anda,o an öyle düşünüyorsun sadece.

hypnogaja-here comes the rain again

* ”bilinmeyen numara”

hayatının tamamı olan adam hayatında var mı yok mu bilmiyorsun.seni öyle bir bilinmezliğin içine attı ki ne güldüğünü biliyorsun ne ağladığını,ne tam anlamıyla mutlu oluyorsun ne de mutsuz..allah aşkına söylese sen hala yaşıyor musun?

ona her baktığında hayatında ne varsa anlamsız hale geliyor.onun gülüşünü hatırladıkça diğer herkesinki önemini yitiriyor,güldüklerini söyleyemezsin bile.imkansızı mı istiyorsun acaba.acaba o sana çok mu fazla.peki bunlar onu düşünmeni engelliyor mu?


evet tek bir gülüşüyle Allah belamı verdi

içimde sanki farklı bir dünya var gibi.böyle anlatamadığım derecede garip şeyler yani.tabiri caizse midemde kelebekler uçuşuyor,belki de daha fazlası.her geçen gün daha da bağlandığım bir o kadar da uzaklaştığım,uzaklaşmak zorunda olduğum adamın gülüşüyle hayatım güzel denebilecek hale geliyor.acınası bir durum değil midir başka birine bağlı yaşamak,insanın kendisini asalak gibi hissetmemesi elde değil.o iyiyse iyisin,kötüyse kötüsün.bakarsa mutsuzsun,bakmazsa mutsuz.konuşmayı,bir şeyler paylaşmayı hiç hesaba katmıyorum bile.nasıl oluyor da adamın biri geliyor tek bir bakışıyla seni dünyanın en mutlu insanı yapabiliyor saniyeler içinde,nasıl bir şey bu bilemiyorum.bu sorunun cevabını bulmaya çalışırken bile yüzünün gözümün önüne gelmesi yetiyor her şeyi boşvermek için.

onunla bir haftadan fazla konuşmayı bile becerememişken beklenti içindeyim hala.ben aptalım ve bunu en iyi bilen kişi O ve hakkımda bildiği tek şey budur belki de.bugün mesela;hangi akıllı onu görünce onun duyabileceği şekilde iç çeker ki sonra o kime bakıp güler ki.nasıl güldü,ne düşünerek güldü hiç bir önemi yok,iyi veya kötü.o bana baktı ve güldü,içimdeki o ölmek üzere olan kelebeklere yeniden hayat verdi.düşündüğüm tek şey bu çünkü biliyorum aksini düşünürsem geberir giderim.

sen-ben/biz:sevgili olamadık,arkadaş kalamadık.

işte durum bu.

http://www.youtube.com/watch?v=uRkfJAeZVLo


görünen yalanlar ve arka planda kalan gerçekler vardır her zaman

içimde her gün büyüyen sen ve buna engel olamayan ben.

birbirlerine yaklaştıkça aralarındaki mesafe daha da artan iki insan.

her şeyden herkesten uzaklaşmak isterken sana yakın olabilmek için olan uğraşlarım.

gidişini bekleyip yok oluşlarım.

kendimi gördükçe içimde hissettiğim acıma duygusu.

sana hiç dokunamıyor oluşum,kokundan,sesinden habersiz yaşayışım.

seni her görüşümde midemde başlayan ağrı ve ayaklarımın üzerinde duramayışım.

umrunda olmadığım düşüncesiyle baş etmeye çalışmak.

seni bir başkasıyla düşünmek,içten içe daha kim olduğunu bilmediğin birini kıskanmak ondan nefret etmek.

bana nefretle söyledğin o son cümlen.

kendimi yalancı gibi hissedişim.

sana korkmadan,utanmdan bakmayı ya da bana sadce bir bakışını özleyişim.

kimseye anlatamadığım için her gece gelip burada yazarak saçmalayışlarım.

sonunu getiremediğim cümlelerim.

dünümle bugünüm arasındaki yarattığın uçurumu düşünüşüm.

kendi yarattığın sayısız tane soruyu cevapsız bırakışın.

yüzünün daima gözümün önünde olması.

her şeye rağmen mutlu olabilrdim belki;yüzünü gözlerimi her kapattığımda görmek zorunda olmasaydım.

gördüğün ben değilim

her geçen gün daha da çıkmaz yola giren bir hayat var;tam merkezinde olduğum.yaptığım her şey hata yaptığım her şey yanlış yaptığım her şey rahatsız edici.ben bile kendimden bu derece nefret ederken sen neler düşünüyorsun? daha doğru bir söyleyişle sen düşünüyor musun benimle ilgili bir şey.salaklıklarımı,dengesizliklerimi ya da ne bileyim benimle ilgili herhangi bir şey işte.sürekli bir şeyler oluyor seni görmek için fırsatlar yaratıyorum sonra ne olacaksa oluyor ve görmen gerekeni göremiyorsun.benim hatam elime yüzüme bulaştırıyorum,kontrolsüz,dengesiz davranıyorum.ne üzüldüğümü gösterebiliyorum ne de mutlu olduğum anları belli edebiliyorum.o an bir şey oluyor ve bana göre çirkinlik seviyesine geliyor bazen bazı şeyler.engel olamıyorum.mutlu oluyorum sonra onu o saniye içinde rahatsız edici boyuta ulaştırıyorum.olmasını istediğim şey bu değil ki.kendim olmaktan çıkıyorum.oyunlar,yalanlar,lanet olası kahkahalar;bunların sonu olması gerekiyor.

sona yaklaştıkça daha da büyüyen ve adını koyamadığım bir his var ortada.bazen aşk diyorum bazen heves diyorum bazen de sadece boşluğu dolduran bir boşluk oluyorsun.söylemediğin sözleri duyuyorum,yoksun ama varsın.her an her saniye hayatımın bir yerindesin.beni yok ettiği için hayatımdan çıkardığım ne varsa sen onların yerini tutuyorsun.sonuç olarak yine aynı şeyi yaşıyorum.sen olmasan da seni yaşamayı seviyorum.

şimdiye kadar bunu kendime bile söylemeye cesaretim olmadı hiç ama seni seviyorum.

yaşadığım bütün hayal kırıklıklarından sıkılıyorum,üzülmekten,ağlamaktan,hatta seni konuşmaktan,seninle ilgili bir şeyler yapmaktan sıkılıyorum.kendimi çok yorgun hissediyorum.gideceğini düşünmek yoruyor beni.buna rağmen hala sendeyim,ne bir adım ileri ne bir adım geri.başladığım yerde buluyorum kendimi.o seni ilk gördüğüm ana gidiyorum bazen.bazen de ” kanka şu çocuk sana bakıyor” cümlesi yankılanıyor kulaklarımda.seni düşündüğüm için başkasına haksızlık yaptığımı düşünerek ağladığım günleri hatırlıyorum.seni gördüğümde kalbimin nasıl sıkıştığını kendimi merdivenlere nasıl attığımı hatırlıyorum.daha hiç ‘biz’ olamamışken benim bizimle ilgili hatırlayacak şeylerim oluyor.sana o kadar yaklaşmışken seni nasıl kaybettiğimi de hatırlıyorum.söyleyemediğim sözler yüzünden şu an hayatımda olmayışını hatırlıyorum.ya da bende hiç yok dediğim o gurur yüzünden seni nasıl takmıyormuşum gibi gözüktüğümü de.

sen hayatımda hayallerim dışında hiç var olmamışken ben sensizliğe alışamıyorum.bunun ne demek olduğunu biraz olsun anlayabilseydin keşke.

http://www.youtube.com/watch?v=VmvyNf94cDo

gülüşü gerçekti

kolunu tutup bende seninle geliyorum diye onu çekiştirdiğim de ” bu zamana kadar konuşabildik mi ki,şimdi ne konuşacağız? ” dedi.söylediği şey doğruydu bu zamana kadar hiç konuşamamıştık.ama bu sefer karalıydım ona içimde ne varsa anlatacaktım.bizi hiç kimsenin göremeyeceği bir yere gittik.ben susuyordum o konuşuyordu bana doğruları anlatıyordu.onu nasıl sevdiğimi söylemek istiyordum ama fırsat vermiyordu.her şey gerçekti.aramızda bir nefeslik mesafe vardı,sanki sıcaklığı içime işlemişti her şey o an o kadar güzeldi ki..

gözümü açtığım için,uykudan uyandığım için lanet ettim.içimde yine aynı acıyı hissettim.gözlerimi tekrar kapattım devam etmek için ama olmuyordu.yoktu o.etrafıma bakıyordum boş boş karanlığın içinde sanki onu görecekmişim gibi.gerçek ne demek o rüyada öğrenmişken uyanıkken gördüğüm her şey değersiz,yalan geliyordu bana.uyanıkken rüyada gibiyim,rüyadayken gerçeği yaşıyorum sanki.sabah söylene söylene uyandım,okul falan saçmaydı.okuldaki ” o ” bile gerçek değildi ki.rüyamdaki gibi değildi.okula girdim uzaktan ona bakıyorum,karşımda daha birkaç saat önce rüyamda dip dibe olduğum ”o ” var.ama şimdi uzakta.gerçek değil o da.sonra o kadar insanın arasından onu görmeye çalışıyorum ben hala.birkaç dakika sonra yanlışlıkla yüzünü görüyorum.o kadar içten o kadar samimi ya o kadar tatlı ki.uygun kelimeleri seçemiyorum anlatmak için.aşık olunası,sevilesi,öpülesi birisi o.bunu o an 98765. defa anlıyorum.

orada o gerçek değildi belki ama gülüşü gerçekti.beni ben olmaktan çıkaran,sadece birkaç saniye içinde benim için ihtiyaç haline gelmiş gülüşü gerçekti..

sen

benim için fazla mükemmelsin,değerlisin,imkansızsın.adın zihnimde yankılandığında yüzün gözümün önüne geliyor ve midemde bir ağrı başlıyor.kalbim yerinden çıkacak gibi oluyor ama midemdeki kelebekler seni orada tutmak için çabalıyor.seni sevmeyi öyle çok abartıyorum ki çoğu zaman tepkilerimi kontrol edemiyorum.bakışlarınla,kaçışlarınla, her şeyinle her an yanımda hissediyorum seni.istediğim benim olman değil aslında sadece bir ömür seni izlemek istiyorum.sen beni görme ama ben hep yanında olayım.neler yapmaktan hoşlanırsın,en çok hangi yemekleri seversin,boş zamanlarında ne yaparsın,ailenle aran nasıl,aklındaki soru işaretleri ve hayallerin neler hepsini bilmek istiyorum.gülüşünün tek bir saniyesini kaçırmak istemiyorum.hatta kime aşık olduğunu,ona nasıl baktığını bile görmek istiyorum.sen yürürken öyle görünemeyecek kadar uzaklaştığında arkandan bakmak yerine yanında yürümek istiyorum.rüzgar kokunu burnuma getirsin ve o hiç bilmediğim kokun içime işlesin.ama arkandan bakabiliyorum sadece sen beni görme diye.yürüyüşüne bile aşık olmuş bir durumdayım.

şimdi bunları okusan eminim ilk tepkin ” neden? ” demek olur.yine salağa yatarsın bilmiyormuş gibi davranırsın sonra da ” bence saçma ” dersin.

en zayıf anımda seni hayatımın odak noktası yaptım.canımı en çok acıtan şeyler kaçıp tek bir bakışına sığındım işte.yaşadığım onca boktan şeyi unutmak için sana ihtiyacım vardı.sen yoktun ama bakışların vardı.artık o da yok.şimdi sadece kaçışların var ve sen her kaçtığında çaresizce arkandan bakan ben varım.her gece kurduğum hiç gerçekleşmeyecek olan  zilyon tane hayalim var.

bu gece rahat uyu olur mu?

doğum günü.

gözlerim kapanmamak için direnirken ben de içimdekileri yazıya aktarmak için direniyorum.

tek bir gün tek bir dilek hakkı.bugünü özel yapan tek şey budur belki de.bugün de benim hayatımın parmaklarla sayılacak kadar az olan en güzel günlerinden biriydi.içimde bir boşluk olmasına rağmen aklımdaki doğum günü laneti yerini mutluluğa bırakttı.benim için yapılan sürprizler benim için söylenen pembe yalanların ortaya çıkması ve benim yanımda olan insanlar;en değerlilerim.her şeyi bir anda unutup sadece onlara sarılmak isteyişim hep yanımda olsunlar düşüncesi..bunlar da bugünün beni nasıl mutlu ettiğinin ispatı.

günün sonunda yalnız kalıp da düşünceler deryasına dalmak,sadece düşünmek..her an her saniye üzülecek canımı sıkacak bir şey bulabilirim.tek bir şarkıyla alt üst olabilirim.hayattan nasıl sıkıldığımı anlarım.peki kim için? umrunda olmadığım biri hatta beni siktir edebilmesi beş dakika sürmüş olan biri için mi?

ne garip değil mi hala o birini düşünmem,bütün gün tek bir mesaj beklemem,onun içimde çoğalttığı cümleleri saçma olduğunu bile bile gelip buraya yazmam.hem de uykusuzluktan gözlerim açılamazken.yarı uyanık yarı uykulu halde düştüğüm bu çelişkiye ne demeli.gel gitlerle dolu hayatımı daha da zorlaştırıyorum,bilerek ve isteyerek.yaşanılabilecek en saçma şeyleri yaşıyorum ve bunu kendime göre dünyanın en büyük sorunu haline getiriyorum.sebebi çok açık değil mi?

sevdiğimi sanıyorum..

artık kendi duygularımdan bile emin olamıyorum,kendi hislerimi küçümsüyorum.büyümek dedikleri şey budur belki de.vee bugün ben bir yaş daha büyüdüm.

içim rahat sanki biraz

” çıkar ilişkileri ” gayet basit sözcükler öyle değil mi.benimle uzaktan yakından hiç alakası olmayan şeyler.aslında öyle değilmiş.bu günlerde çevreme baktığımda öyle çok görüyorum ki sadece çıkarları için kurdukları ilişkileri olan insanlar.hıı bir de adını arkadaşlık koyuyorlar.birbirinden nefret eden insanların birbirine gülmesi çok seviyormuş gibi gözükmeleri çok ilginç yani bilemiyorum.yapmacıklıkları,hepsinin neyi amaçladıkları,kimin neyi elde etmeye çalıştıkları hepsi o kadar belli ki anlamsız anlamsız bakıyorum sadece.belki acıyorum belki üzülüyorum belki de gülüyorum onlara.içimin ne kadar rahat olduğunu düşünüyorum.evet içim çok rahat artık.

 hak ettiği mutsuzluğu yaşamalarını beklediklerim mutsuzluklarına kavuştular.

gidiyor musun?

daha beni hiç çok sevmedin ki.ellerim ellerini tutmadı hiç.kokunu öğrenemedim mesela.yağmurda yürüyemedik,kar yağdığı için beraber mutlu olamadık.çıkıp dışarda kimse yokmuş gibi karda beraber oynayamadık.sen o buz kesen soğukta elinde iki kahveyle yanıma gelmedin.yanında hiç gülme krizine girmedim daha sessiz gül hayatım der gibi bakmadın bana,ben hiç yanında olamadım ki.uzaktan seni gördüğüm için şımarıp sana karşıdan şebeklikler yapamadım sen de bana karşılık veremedin.yemek yerken karşında utandığım için önümdekilere boş boş bakamadım.tartışamadık bile seninle.sırf peşimden gel diye kızıp gidemedim yanından.sonra bana beni ikna edici cümleler kurmadın,dayanamayıp sarılamadım sana.birbirimizi günlerce göremedikten sonra bir araya geldiğimizde içine sokmak istercesine sarılmadın bana.kendimi senin yanında güvende hissedemedim.yolda beraber yürüyemedik,yanında kendimi dünyanın en mutlu insanı hissedemedim.sana süprizler yapamadım.seninle olduğum için eve geç kalıp da yalanlar söylemek zorunda kalmadım.seni kaybetmekten korkmadım hiç çünkü sen hiç benim olmadın.

sayfalarca yazabilir devamını getirebilirim bunların..

şimdi bu kadar yaşanmamışık varken sen gidiyor musun?

dünyanın en rezil,en pislik,en iğrenç insanı

Hangi dilde seni seviyorum dedim de koşar gibi kaçtın? bugünün bana hatırlattığı kadarıyla böyledi söz.çok önceden bakıp geçtiğim bende hiçbir etki yaratmayan sözün bir gün gerçekleşeceğini ve bana kendimi geri zekalının tekiymişim gibi hissettireceğini bilemezdim tabi.

hani herkesin hayatında keşkeleri vardır ya benim hiç olmamıştı.ne olursa olsun keşke dememiştim,yaşadığım hiçbir şeyden pişman olmamıştım.ama o bugün öyle gitti ya ortadan kayboldu ya işte o an içimden keşke dedim.keşke hiç konuşmasaydım o birkaç gün hiç mutlu olmasaydım da o şimdi benden kaçmasaydı.çok sevdiğin birinin senden kaçması,aşık olman ya da sevgilin falan olması sorun değilmiş.birini seviyorsun ve o senden rahatsız oluyor,bu bombok bir duygu.o an kendini dünyanın en rezil,en pislik,en iğrenç insanı hissettiyor.abarttığını düşünüyorsun bazen sonra yine aklına geliyor yine aynı şey.

tek bir bakışıyla dünyanın en mutlusu insanı olurken çok küçük bir şeyle de insanlıktan çıkıp en dibe batabiliyorsun.hiç böyle şeyler olduğunu bilmezdim.bir şey olur üzülürüm,ağlarım,içim acır,geberirim ama içimde utanç olmaz,rezil olmuşluk hissiyle baş etmeye çalışmam.yani bu zamana kadar böyleydi..

bu zamana kadar başlamadan bitmemişti hiçbir şey.